Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bezmişlik halidir

sıvı sabunun lavaboya dökülen kısmının, eline dökülen kısmından çok olmasıdır.
bugünün, dünden ve yarından farklı olmayacağını bilerek yaşamak..
(u)mutsuzluğun içinde saklı zaten..
yılın ilk karı yağarken uyuyor olmak, sebebidir.
gizlenebilen lakin ertelenemeyen ruh hali.
görmezden gelerek başetmesi mümkün olsa da,
belli etmemesi neredeyse imkansız olan bir duygu.
çalışalım, çalışınca unutuyor insan bir süreliğine.
makarna suyunu tencerenin kapağıyla süzerken bütün makarnanın lavoboya dökülmesidir.
bir tür farkındalık halidir.
çok fazla sorgulamayınız yani..

Trabzon yolcusu kalmasın..

maçka yollari taşli geliyor kalem kaşlı, ahey ahey aheyyy..
bi karadenizliye de yakışan bi giriş oldu bu be , ahey kısmı hariç tabiki :) ahh ahh ne bitmez çilesi vardır bu öğrencilerin kardeşim.. ömrümüzü yedi bu sınavlar ömrümüzü..
evet bu bir tatil postudur, daha doğrusu tüm derslerini vermiş , üstünden büyük bir yük kalkmış bir gencin yani benim tatil öncesi son postumdur..
sonunda Php açıklandı, büte kalmadan geçmişim dün gece sevinçten uyuyamadım, erkenden evime gidesim vardı çünkü..bir ay tatil yapıcam, ohh bu kış gününde iyi oldu bu yatış işi..
valizimi toplamaya başladım ama bir haftadır durmadan alışveriş yaptığım için 6 çift ayakkabıyı nasıl nereye sığdıracağım bilmiyorum :( yanlış anlaşılmasın çoğu hediyedir ve büyük indirimlerden alınmıştır..haberi olmayanlara duyduk duymadık demeyin İstanbul İndirim zamanı başlamıştır diye haykırmak istiyorum.. acaip uygunlukta kaliteli ciciler, pabuçlar alabilirsiniz..
gel gelelim uçak bileti fiyatlarına.. anlamadım arkadaş herkes mi ph…

Büyüksün Acunn Baba :)

Son yılların en mübarek insanı hiç kuşkusuz ki Acun Ilıcalı diye düşünüyorum.
Show Tv yi ele geçirdikten sonra elini attığı bütün yabancı formattaki yarışmalarla,
Türk halkının kurtarıcısı oldu adeta..
izleyenlerin değil tabi, yarışmacılarının ve ailelerinin kurtarıcısı oldu..
Halkın içinden birisi olarak konu hakkında yorum yapmak istedim..
ülkemizde işsizlik almış başını yürürken, çoğumuz kıtkanaat geçinirken, nasıl daha fazla kazanırım diye düşünürken ekranlardaki yarışmalarda insanların bir anda nasıl köşeyi döndüklerini görüyoruz..
bir anda demek doğru değil tabi, ortada bi yetenek, kendi çapında uğraş,emek var tabi buna lafımız yok..
söylemek istediğim Türkiye'de yarışmalar sayesinde para kazanmak daha kolay sanki..bu olayı kolay hale getiren, insanların ayaklarına kadar getiren isim de Acun mutlaka..
doğru formatlar seçiyor, Türk halkını iyi tanıyor ve hangi yarışmanın patlayacağını izleneceğini iyi biliyor..
haftanın hemen hemen 7 günü onun programlarını izliyoruz, tamam …

Hobi blogları 1.si Fotografium hediye veriyor !

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D , Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

Tahirle Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
çok seviyorum Nazım Hikmet'in bu şiirini.. "sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı " :)
ama kusura bakmasın usta şairimiz bu zamanda herşey gibi sevgi anlayışımız da çok değişti..
yeni nesil bencillikle suçlanıyor, eee ben de yeni nesilim üstüme alındım..

Hindistan'dan gelen 4 kural

İlk kural : “ Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir.”

İkinci kural : “ Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. "Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı" gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”

Üçüncü kural : “ İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.”

Dördüncü kural: “ Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Haya…

Geri döndüm

merhaba dünya ya da Muhittin'in dediği gibi ne yaptın müdür :)
bir süredir yurt dışındaydım, soğuklar bastırınca şöyle uçağa atlayıp güneylere sıcaklara kaçayım demiştim de...
şaka be şaka ne güneyi ne sıcağı her öğrencinin senede bir kaç kez yaşadığı özel günlerdeydik malum final haftaları yani ;)
final haftalarını üç bölüme ayırıyorum ben.. 
kısaca F.Ö(finalden önce), F.H(final haftası),F.S(finalden sonra)
Final öncesinde ne mi oluyo...
önce sınav kritiği yapıyorum :) ilk hafta hangi sınavlar varmış, hımm iyi bütün zor sınavlar ilk hafta yani bunları atlatırsak rahatız, en zoru php ona bir iki gün önceden çalışmaya başlamak gerek diğerlerine akşamdan bir iki saat baksam yeter! final haftası evden de çıkamayacağım önce alışverişe çıkıp dolabı doldurayım..çikolata, cips, pisküüt abur cubur zihin açar :) henüz çalışmaya oturamadım, zaten bilim adamları da söylüyor herşey o masanın başına oturana kadar, oturunca tamam çalışmaya başlarsın zaten.. ama ayağım gitmiyor ne masaya ne kit…

Öğrenciye yarı yıl tatilinde UMRE

Diyanet İşleri Başkanlığı, yarıyıl tatilinde ilköğretim ve lise öğrencileri için 10 günlük özel umre programı hazırlamış. ülke genelinde öğrencilerin bilgi, görgü ve deneyimlerinin artırılması ve pekiştirilmesine katkıda bulunmak, kutsal topraklarda bulunan ve İslam tarihi açısından önem arz eden mekanların ziyaret edilmesini sağlamak amacıyla öğretmenleri nezaretinde öğrenciler için özel umre turu planlandığı belirtilmiş.
Yarıyıl tatili dönemindeki program 5 gün Mekke, 5 gün Medine’de konaklayacak şekilde 10 günlük olarak tasarlanmış.Öğrenciler için 2 kişilik oda 795 Euro, 3 kişilik oda 760 Euro, öğretmenler için 2 kişilik oda 875 Euro, 3 kişilik oda 850 Euro olarak belirlenen umre ücretlerinin 13 Ocak’a kadar ilgili banka hesaplarına yatırılması, başvuruların il ve ilçe müftülüklerine yapılabileceği belirtilmiş.
 Böyle bir uygulama ilk kez oluyor değil mi,  şaşırdım görünce biraz da kıskandım :) üniversiteleri de içine alsaydı bu uygulama keşke.. şaşırdım dedim çünkü bizim ülk…

Sevgi Neydi ?

sevgi neydi?
coşkun akan dere,
sonbahar rüzgarı ile ürperen yapraklar,
cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı...
sonunda coşkun akan dereler durulur, yapraklar kurur dökülür, yağmurlar diner, güneş çıkardı...

sevgi neydi?
sahip çıkan dost, sıcak insan eli, insan emeği, iyilikti sevgi...
sevgi emekti...

Efendim bişi mi dedin!

şair der ki:
"tahammül et" dediler…hangi bir zamana kadar?
ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.

geldi mi herşey üstüste gelir derler de ne doğru derlermiş meğer..yoruyor, tüketiyor, yıkıyor, kırıyor. olmaz olası.tahammül sınırlarımı zorluyor herşey, ya da sabır diyelim! bir bakıma hoşuma da gidiyor bu durum, gıdım gıdım gelip sürekli sinir,stres yaşamaktansa bir anda hepsi gelsin ve ne kadar kalacaksa kalsın defolsun gitsin!
dönem tatilim hepsinin ilacı olacak biliyorum, dört gözle bekliyorum aile yanını ve uykuyu..

Hiç böyle bir mektup okudunuz mu ?

Sözü doğru anlamak isteyen herkes içindir, ama ille de senin için, dinle "Ey Çocuk"..

Zira sen benim talebemsin. Ben de senin… Zira sana bakıyorum, sana kıymet veriyorum. Hoşuna gitse de gitmese de, ağır gelse de gelmese de dinle ki, hayırlara sebep olacağına dair bir dopdolu ümit taşıyorum.
***
A benim güzel gönüllüm! Sen sen ol, “seviyorum” dediği halde sana zarar verene inanma. O nasıl sevgidir ki sevenini incitir, zarara sokar? Yok yok! Ne aşk o kadar ucuz, ne maşukluk öyle kolay… Yine de, “seviyorum” diyene merhametle yaklaş ve sabır ile hakkı hatırlat ki bu söz de öyle herkese nasip olmaz. Öyle veya böyle, sevmeye meyyal bir kalp, kıymetlidir.
***
A benim nimetim! Seni benim için nimet yapan, bana duyduğun sevgidir. Zira sevilmek nimeti, şükrü mümkün olmayan bir nasiptir. Hangi gönül vardır ki sevilsin de sevinmesin? Hangi varlık vardır ki sevgi karşısında kayıtsız kalabilsin? Kim ki sevilir, sevenine doğru akar. O halde, sevdiğin sürece, “sevilmediğin” duygusuna kapıl…