Silikon Tabancası :)

12:34:00 Merve Sevim 4 Yorum


Her eve lazım listesine eklediğim bir arkadaşımdan bahsedicem sizlere..
Adının tabanca olmasına bakmayın, elinize aldığınızda dünyanın en güçlü kadını gibi hissettiriyor size :)
Bu silikon kelimesini de eskiden çok ayıp diye belletmişler bize, uzun süre kullanamamışımdır he :)
Ne işe yarar bu tabanca peki ?
Uzun çubuk şeklindeki silikonları eriterek yapıştırılması gereken eşyaları birbirine yapıştırır ..
Hani japon yapıştırıcısıyla mı yapıştırdın bunu taş gibi olmuş derler ya,
aynen öyle sağlam oluyor yapıştırdıklarınız.
Eminönünden almıştım ben bu tabancayı 8 Tl'ye, silikonun da tane fiyatı 1-2 liraydı sanırım..
Keçelerimi yapıştırmak için kullanıyordum sadece..
Sonra bir gün çekmecenin kulpu çıktı, onunla yapıştırmayı denedim harika oldu..
Sonra makinede ayakkabı yıkama huyumdan hala vazgeçemeyen ben,
harap ve bitap düşmüş pabuçlarımı bununla yapıştırdım..
Başka bir ayakkabımın kayışını kopardım yine onunla yapıştırdım..
Çantamın çıt çıtı düştü düşecekti iki damla silikonla sapasağlam oldu..
Yani bir nevi hızır gibi her işime yetişti silikon tabancam..
Allah onu çıkartandan razı olsun (Annemin bir numaralı sözüdür !) :)
Hoşgeldin hayatıma silikon tabancam...

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kırlent Aşkına :)

15:00:00 Merve Sevim 7 Yorum



küçükken anlamadığım, şimdi de hak verdiğim anneler size sesleniyorum !
-ne olacak kadınların bu kırlent sevdası ?
çok seviyoruz, desen desen renk renk koltuklarımızın üstünü süslesinler istiyoruz..
ama asla şekillerinin bozulmasını, havalarda uçurulmasını, baş altı yastığı yapılmasını istemiyoruz.
haçan kullanılmasını istemiyoruz , evin en işlek yerine onları neden yerleştiriyoruz..
hadi yerleştirdik , neden onları aşırı anaç tavırla koruma altına alıyoruz..
kafamda deli sorular sayın seyirciler :)
ben de böyle mi olacağım ?
kırlent sevmek günah mı ?
kırlente başını yaslamak suç mu ?
seviyorum kullanmak istiyorum, ne kadardan başlar yatışım hakim bey :)



foto : retreat-home

7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Ayakkabı Sitesi Marjin

18:30:00 Merve Sevim 2 Yorum

Yeni keşfettiğim bir site Marjin ..
bu kırmızı topuklulara hayran kaldım, alıp almama konusunda gidip geliyorum :)
çocukken kırmızı ayakkabı diye ağlarmışım,
almışlar ama o kadar çok giymişim ki önlerini hep soymuşum..
bunları görünce aklıma onlar geldi..
bir de ikinci resimdeki babetler :)
onlara da bayıldım, hepsi benim olsun yaa..








2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Merhaba :)

13:25:00 Merve Sevim 6 Yorum


Hello
Kumusta
Bonjour
ciao
Salve
Hei
Ola
chao
こんにちは
Merhaba :)

Bir kaç günlüğüne Trabzon'a gideyim dedim, İstanbul fırsattan istifade yazı getirmiş baksanıza..
güneş o biçim, pencereler açık, montlar out, babetler in..
okulun son günlerini mutlu mesut güzel havalarla geçireceğiz anlaşılan..
Trabzonu merak edenleriniz varsa, kendileri yemyeşil !
fındık dalları yeşermiş, erikler çiçek açmış, güller kızarmış..
en sevdiğim mevsim bahar, yeşil insanı depresyondan çıkarıyor resmen..
bir da kış sonrası temizliği olmasa tadından yenmeyen bir mevsim olacak ya hadi neyse..
mutlu pazarlar efenim :)






6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

23 Nisan

19:11:00 Merve Sevim 2 Yorum

8 yıl aradan sonra ilk okuluma bayram kutlamaya gittim :)
öğretmenlerimle görüştüm bir öğretmen adayı olarak..
severek yapılan nadir mesleklerden biridir sanırım..
yoksa onca çocukla uğraşmak sevmeyenin yapacağı iş değil..
inşallah ilerde kendi çalıştığım okulumda böyle güzel fotolar çekerim..
geç de olsa hepinizin çocuk bayramını kutlarım ;)




 







2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

mağaza kokusu & rutine binmek

22:00:00 Merve Sevim 6 Yorum



şöyle bir tespitim oldu son zamanlarda kadın erkek ilişkileri üstüne..
neden ilk yıllarda, sevgililik zamanı yaşanan o heyecan, çekicilik, onun için herşeyi yaparım durumları evlendikten sonra çok çabuk unutuluyor, ya da yarı yarıya azalıyor..
şimdi insanları kokularıyla içeri çeken mağazaları düşünün, çakra, english home, tepe home gibi..
önünden geçen herkes kokunun olduğu yöne -ayyy, anamm, ohh gibi sesler çıkara çıkara yürür..
o koku hem sizi içeri çekme hem de size orda biraz vakit gerçirtmeyi amaçlar..
bir kaç dakka kokunun etkisi geçmez, yavaş yavaş kokuya alıştıkça mağaza ürünlerine bakarsınız..
ihtiyaç olsun olmasın bazen birşeyler alır çıkarsınız, taş çatlasın yarım saat geçirirsiniz mağazada..
sonra evinize geldiğinizde ordaki kokuyu özlersiniz, tekrar gitmek için zaman kollarsınız felan..
aklınız kokuda kalmıştır çünkü..
şimdi iki sevgiliyi düşünün..
ilk yılların heyecanı, büyüsüyle uça uça dolaşırsınız, süprizler birbirini kovalar..
ayrılırken bile bir sonraki buluşmanız ne zaman olacak die düşünür durursunuz, aklınız kalır..
yıllar geçer evlenirsiniz ya da tecrübeli sevgili olursunuz herşey rutine binmeye başlar..
siz rahatlık diyin ben tembellik diyim, çoğu şey ne gereği vara dönüşür..
işte bu o mağazalardaki kokuya alıştığınızın ilk sinyalleridir..
biliyorsunuz burnumuz bir süre aynı kokuyu aldıktan sonra artık o kokuyu almamaya başlar..
sizi mağazanın büyüsünden sıyıran bu şey ilişkilerde de olur..
böyle böyle rutine biner, heyecanınızı kaybedersiniz..
işte bu noktada ya mağazadaki kokuyu değiştirip, farklı hücreleri devreye sokmaya başlayacaksınız,
ya da farklı mağazaları gezmek isteyeceksiniz.. :)
tabi tavsiyemiz mağazayı değiştirmeden önce kokuyu değiştirmeniz olacaktır..
ya da mağaza dekorunu, ya da satılan ürünlerini felan..
rutine bindik diye hiç çabalamadan eşi değiştirmek hiç bir ilişkiye yakışmaz yani  haksız mıyım  ;)




6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Öğrencilik zor zanaat..

12:52:00 Merve Sevim 10 Yorum


hayran olduğum öğrenci tipi vardır benim, ama iki çeşit..
bir tanesi, okula not defteriyle gelir hocanın tüm söylediklerini not alır,
akşam eve gittiğinde de gerçek defterine notlarını temize geçer !
sonra bu öğrenci sınavına bir hafta önceden çalışmaya başlar !
öğretmen proje konusu belirleyin dediğinde yarınki gün bulur getirir!
ve bu öğrenci daha başka bir sürü işi böyle zamanından önce yapar..
diğer öğrenci ise hiç bir şeyi kafasına takmaz..
okula deftersiz gelir!
ödevleri son dakka zor yetiştirir, yarım yamalak verir..
sınavlara bir gece önceden bir saat çalışır..
sınavı kötü geçtiğinde bile mutludur :)
takma kafana modunda yaşar..
şimdi ben kendimi düşünüyorum bu öğrencilerden hangisine daha yakınım die..
ilk okulda lisede ilk öğrenciydim evet ama üniversite de diğeri oldum :)
ama sınavım kötü geçtiğinde mutlu değilimdir, hatta bir kaç saat kendime gelemem üzülürüm..
sonra aklıma bütünlemeler, telafiler gelir toparlanırım ;)
okul günlerinin sonuna gelmiş birine salya sümük üzülmek yakışmaz çünkü..
az kaldı zaten, öğrencilikten öğretmenlik koltuğuna yükseldiğimde sınava giren değil, sınav yapan olmaya..
ilk sınavımı dört sekiz onaltı gözle bekliyorum :)
öğrenciler kıvrım kıvrım kıvranırken, o sınıftaki rahat insan olmayı hep çok merak etmişimdir :)



10 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Çanta Hediye Çekişi Sonucu

18:55:00 Merve Sevim 6 Yorum


Videoyu izleyerek çantaları kimler kazandı öğrenebilirsiniz arkadaşlar :)
katılan herkeslere çok teşekkürler..


6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Mod: Cumartesi

13:44:00 Merve Sevim 2 Yorum


güneşli cumartesi şarkısı: Candan Erçetin - Bahar 
kahvaltı menüsü: çektikçe uzayan peynirli melemen
masaya eşlik eden komedi filmi: 7 Numara

haftasonu sabahları keyfiniz yoksa muhtemelen geç yatıp geç kalkmışsınızdır..
kendinize gelmenin bir püf noktası olarak sabah duşunu önerebilirim  ;)
benim için gün 12'de başladı mesela, püf noktayla kendime geldim :)
melemen yapayım dedim, arka fon bi müzik açayım derken soğanları yakmışım, kapkara oldular..
neyse ikinci deneme daha dikkatli davrandım..
pişmiş aşa su katılmaz lafını hep duyarım ama pek uyamam..
bu zamandaki domatesler elma gibi mübarek bi gıdım su yok içlerinde..
ben de altına yanmasın diye yarım bardak su ekliyorum, ata sözümüz üstüne alınmasın :)
günün ilerki saatlerinde film izlemeyi, biraz temizlik yapmayı ve süpriz bir keçe tişört hazırlamayı planlıyorum.
ve arta klan zamanda da ders çalışmak :)
umarım arta zaman kalır :)
mutlu haftasonları dilerimm ..



foto by: dekor8blog.com

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Zaman makinesi..

22:24:00 Merve Sevim 5 Yorum




"İranlı  bilim insanı Ali Razeghi, geliştirdiği zaman makinesiyle kullanıcıların 8 yıl sonrası hakkında bilgi alabileceğini iddia etti. Razeghi, 'Tanrıyı oynamak'la suçlanıyor . Stratejik Buluşlar Merkezi müdürü olan Razeghi, geliştirdiği zaman makinesinin bir dokunuşla gelecek hakkında bilgileri yazı olarak kullanıcıya sunduğunu belirtti.
Sistemin karmaşık bir algoritma sistemiyle çalıştığını vurgulayan Razeghi, “Bu proje için 10 yıldır çalışıyorum. Buluşumun boyutu dizüstü bir bilgisayar boyutunda. Kullanıcının 5-8 yıl sonrası hakkında detayları verebilir. Sizi geleceğe götürmeyecek, geleceği size getirecek” dedi.
" Alıntıdır.

***

insanın vazgeçemediği bir meraktır dimi gelecek hakkında bilgi sahibi olmak..
sırf bunun uğruna büyücülere, falcılara, hocalara inanır , bu uğurda paralarını harcarlar..
burçlara inancımız, günlük burç yorumlarımı okumak sırf gelecekte ne olacak sorusunun arayışıdır..
ve biliyorsunuz ki, dinimizce fallara büyülere inanmak günahtır, doğru değildir..
peki hiç düşündünüz mü gelecekte olacakları görmek bizim için iyi mi olurdu kötü mü ?
yani Allah isteseydi bunu da vücudumuza mantıklı bir şekilde yerleştirir,
ne bileyim mesela gözümüzü kapadığımızda geleceğimizi felan gösterebilirdi bize..
bu güce sahip çünkü yapabilirdi, bize bunca şeyi veren onu da verebilirdi..
peki neden bizi gelecekten haberdar olmaktan men edip, falları büyüleri yasaklamış olmalı ?

***

ara sıra benim aklıma gelir ve bir türlü işin içinden çıkamam ..
düşünün mesela hangi üniversiteyi kazanacağınızı önceden biliyorsunuz ve össye çalışıyorsunuz..
sizce insanın içinde çalışma azmi kalır mı ?

ya da kiminle evleneceğinizi önceden bakıp görüyorsunuz,
ve ilk zamanlarda  hiç hoşunuza  gitmiyor bu kişi, ben bununla mı evlenicem diye karalar bağlıyorsunuz..

ya da çok çok ileri düşünelim, annenizin babanızın ne zaman öleceğini biliyorsunuz .. :S
sizce bu aklımızla fikrimizle bunun üstesinden gelebilir miyiz ?
onları bırakın kendi ölüm gününüzü , saatinizi biliyorsunuz diyelim.. !
bu kadar korkutucu bişey olabilir mi hayatta :S
insan ne kadar eninde sonunda öleceğini bilse de, ne zaman öleceğini bilmek kafayı yedirtir adama..
zaten ölüm saatin gelmeden kalpten gidersin eminim..

demem o ki, bazı şeyleri fazla kurcalamamak gerek bence..
akıllılıkla delilik arasında o kadar ince bir çizgi vardır ki, nasıl kaydığınızı hiç anlayamazsınız bile..
oturup düşünmeye kalksak, 9 ay o karanlık anne karnında nasıl yaşamışız buna bile akıl erdiremeyiz..
bir de yarını süprizlerle dolu olan dünya hakkında gelecek planları yapmak çok saçma..
diye düşünüyorum :) sizi bilemiyorum tabi ..



5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Hani bazen çok utanırsınız..

18:06:00 Merve Sevim 10 Yorum



tam babanız odaya girdiğinde açık sahnenin başlaması olayı vardır bilmem bilir misiniz..
kumanda nerdeydi lan diye ararken , sahne çoktan bitmiş olur hani..

kalabalık ailece film izlerken , kadın açılıp saçılır bi de ..
sanki siz soyunmuş gibi yüzünüz kızarır, başka şeylerle ilgilenmeye başlarsınız hani..

babanızla oturduğunuz yerde sevgililer vardır bazen..
mıç mıç ağızlarının içine düşerler onlar değil siz yerin dibine girersiniz hani..

evli kadınlar arasında kalırsınız bir anda muhabbetin yönü değişir de,
kendi aralarında gülüşmeye başlarlar hani..
sonra sizi işaret edip neyse neyse susalım derler ..

parkta kikirdeşen sevgilileri anneniz görür de önünden geçerken ayıp yavrum ayıp der bi de..
sanki anneniz kötü bişi yapmış gibi siz utanırsınız , anne sus dersiniz hani.. :)

başka haniler de var da aklıma gelmedi hani :)


foto: weheartit.com

10 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Akordiyon

14:45:00 Merve Sevim 6 Yorum


bazı enstrümanların sesleri içimize dokunur, klarnet, ud , keman bi de akordiyon var..
her pazar bizim sokağa elinde akordiyonuyla birisi gelir ve dolaşa dolaşa müzik yapar ..
sanat sokağında oturmuyorum o yüzden ilk duyduğumda ben de şaşırmıştım :)
şimdi bahar gelince tekrar gelmeye başladı, kahvaltımı müzik eşliğinde yaptım çok güzeldi :)
körüklü , klavyeli, görüntüsü garip bir alet ama çıkardığı ses çok naif , yumuşacık..
normalde tango enstrümanı olarak bilinsede her parçaya çok yakışıyor bence..
hava kapalı olunca böyle durgun bi müzik eklemek istedim,
mutlu haftalar dilerim hepinize :)


6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Çoklu Zeka Kuramı ve Nihat Doğan !

11:16:00 Merve Sevim 9 Yorum


yani şu kpss'ye çalışmamam için herşey elele vermiş sanki :)
ben kalkmış biraz kuramlara çalışayım diyorum, açıyorum kitabı bir de ne göreyim..
Nihat Doğan ve Mustafa Topaloğlu :)
çoklu zeka kuramına sözleriyle , hareketleriyle örnek olan kişiler :)
çoklu zeka kuramcıları doğayı korurlar, Greenpeace üyesi olurlar diyor,
altına verdiği örneğe bakın:
"Ülkemin böceklerini özledim, yeşilini özledim ,benim ülkemin maydonozu, koyunu birbaşka yahu."
imza N.D. !!
kendine özgü hareketleri vardır, özgüvenleri yüksektir, yalnız olmaktan hoşlanırlar diyor,
Mustafa Topaloğlu'nu örnek veriyorlar :)
hayır çoklu zeka kuramı değil de başka bir kuram olsa neyse dicem :)
Allahım sen bana yardım et :)



9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Minyatürk

16:11:00 Merve Sevim 11 Yorum


 Minyatürk ya da Minyatürk Türkiye Parkı 2003 yılında ziyarete açılmış, 
122 mimari eserin 1/25 oranında küçültülmüş maket hallerinin sergilendiği bir parkımız.
ne zamandır gidicem gidicem diyip ertelediğim yerlerden biriydi ki sonunda gittim :)
1 saat içinde bütün Türkiyeyi turlamış, bir çok tarihi eseri görmüş oluyorsunuz..
boyunuz kadar hepsi, nasıl yapmışlar hayret ede ede geziyorsunuz..
çok fazla ayrıntılı çalışmışlar , gerçeğiyle tek farkı büyüklüğü sanırsınız :)
çok fazla turist vardı, özellikle araplar her yerdeydiler..
bir de sınıf gezileri yapanlar var tabi..
istanbuldaki öğrencilere sunulmuş en güzel nimet burası :)
mardin evlerinden, peri bacalarına, pamukkaleye, sümela manastırına herşeyin maketi vardı çünkü..
hem öğretici hem eğlenceli bir gezi olmuştur onlar için de eminim..
gidip göremeyenleriniz varsa ,özellikle çevrenizde çocuk varsa onlarla gidin derim ben.
bol bol da görsel ekledim canınız çeksin diye :)
mutlu günler edenim :)























 












  
 
  


11 yorum:

sizi sevi_yorum :)