Muhteşem Gatsby

14:46:00 Merve Sevim 8 Yorum


Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald'ın romanından uyarlanan Muhteşem Gatsby'nin konusu kısaca şöyle: 
Film  Nick Carraway adlı bir adamın Gatsby ile tanışıp yaşadığı bir zaman dilimini anlatması üzerine kurulu.. 
1920 lerde geçen film, Gatsy'nin nasıl zengin olduğunu, eğlence merkezi haline gelen Gatsby malikanesinin sırrını,  yavaş yavaş Gatsby ile arkadaş olarak bütün sırlarını ona anlatmasını konu alıyor.. Aslında bütün bu şatafatın, eğlencenin, su gibi para akıtmanın amacının Gatsby'nin,
 5 yıl önce aşık olduğu Daisy için yaptığını öğreniyor.. 
Tek sorun Daisy artık evlidir, onun hala kendisini sevdiğine inanan Gatsby aşkı için neleri göze alır..

Olumsuz bulduğum tek şey filmin 3D olmasıydı  , gereksizdi bence..
sizi bilmiyorum da ben bu 3D gözlüğü takınca uykum geliyor, çünkü acayip karanlıklaştırıyor filmi..
filmde o kadar güzel görseller, kostümler vardı ki karanlık yüzünden hiç birini tam olarak göremedim..
genel olarak filmi beğendim , akıcı ve güzeldi ..
pek Leonardo hayranı değilimdir hayranlarına gitmelerini tavsiye ederim :) 
güzel bir aşk hikayesi var içinde çünkü ;)

ayrıca Lana Del Rey'in muhteşem sesinden bu parçayı sözleriyle, müziğiyle filme çok yakıştırdım..
Kendisine zaten hayrandım, filmde de sesini hemen tanıdım ;)

8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

ABD'deki Özgürlük Heykeli Türklere Aitmiş !

12:13:00 Merve Sevim 18 Yorum


Şair, yazar ve araştırmacı Sunay Akın ABD özgürlük anıtının Türklere ait olduğunu iddia etti. Akın ABD’de yayınlanan POSTA 212 gazetesinde yayınlanan röportajında ABD’nin sembolü olan anıttan 150 yıllık faiz alınması gerektiğini söyledi.
Akın, gazetede yayınlanan röportajda, “ABD özgürlük anıtı bizim. Bunu ben araştırıp buldumFransa’nın Kolmar kentinde Önce Albullaziz düşündü sonra Abdülmecit devam ettirdi. HeykeltraşBartholdi’ye sipariş ettiler. İskender limanına konulacaktı Özgürlük Anıtı. Ben Bartholdi’nin arşivine girdim maketlerini gördüm. Bu heykelin sırtı doğuya, yüzü batıya bakıyor. Anlamı da şu ‘Hey batı unutma ki sadece güneş değil uygarlığın ateşi de doğudan yükselir.’ İki taksit parasını biz ödedik. Biz alacaklıyız. New York’taki Türkler birleşin ABD’den bunun parasını alın. Vermezlerse borçtan düşsünler ama 150 yıllık faizini hesap edin alırken” dedi.
*Alıntı: milliyet.com.tr

Vay vay vay :)
kan çekmiş atalarıma ait heykeli görmeye gitmişim desenize :)
Sunay Akın'ı çok severim ve araştırmalarının doğruluğuna inanırım ,
böyle bir gerçek varsa ortaya çıkarılmasını da isterim..
dünyanın büyük bir bölümüne hükmetmiş Osmanlı Devletinin bu kadar büyümesinin sebeplerinden birisi de , fethettiği ülkelerin kendi içlerinde özgürlüklerine karışmaması değil midir..
adaletli, eşit bir yönetimde bu kadar büyümememiş midir..
eee birisi özgürlüğün anıtını dikecekse buna en çok yakışan ülke de Osmanlıdır..
bu işin üstü kapatılmaz, araştırılırsa Sunay Akın'ın dediği gibi borcumuzdan bile kurtulabiliriz ;)

18 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kadın kısmısının ağzıyla imtihanı..

11:29:00 Merve Sevim 4 Yorum



Susmak, huyların efendisidir diyor bir hadisi şerifte..
hiç düşündün mü diyor sonra neden 2 kulak 1 ağız vermiş  yaratan..
insanın başına ne gelirse dili yüzünden gelir diyor birisi de..
şimdi üstlerine alınmasınlar ben de bir kadınım ama bu tarz atasözlerin nedense kadınlara itafen söylendiğini düşünüyorum , kendimce..

bakın ben şunu gördüm:
bir kız grubu içinden birisi ya da bir kaçı ayrıldığında , ya sesli ya kulaktan kulağa ya atıp tutulur, ya da gülünür, ya da çekiştirilir, ya da ayıplanır vs. vs.
ama ben şunu görmedim:
bir erkek grubu içinden birisi ayrıldığında , olaki içlerinden biri çıkıp da gidenin arkasından bişi desin..

sen hiç mi yapmıyorsun diyeceksiniz şimdi, insanız bunu tamamen kontrol altına nasıl alırız bilmiyorum ama,
inanın farkında olmadan yaptığımda bile kendimi durduruyorum..
ve utanmadan yanımdakini de susturabiliyorum çoğu zaman..
yarın bir gün o grup içinden ben ayrıldığımda aynısını benim için de yapacaklar diyorum ve susuyorum.

sonra bi de, kendi hayatına bir kere dönüp bakmayan, ben  kimim , kime ne faydam olmuş demeyenlerin başkalarının hayatlarını  bıçak altına yatırmasına ne demeli !
bakın ben mükemmelim demiyorum asla demem, çocuk yaştayım daha ne hatalarım oluyor, yavaşça öğreniyorum  ,  ama çevremdekilere az biraz baktıkça  ben böyle olmamalıyım diyorum..

çoğu zaman kadınların eşlerine hak veriyorum!
atsa atılmaz satsa satılmaz evlilikler görüyorum, üzülüyorum..
kadınların imtihanı ağzıyla, erkeklerin imtihanı da karılarıyla diyorum yapacak bişi yok..
ama şu başkalarını yermeden kendimize dönüp bakma konusunu bir kere daha düşünelim diyorum..



*foto by Dave's Marketplace

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Eğlencenin yeni adresi Vialand :)

14:34:00 Merve Sevim 20 Yorum





İstanbul'un Eyüp ilçesinde 3yıldır yapım çalışmaları süren Vialand nihayet bugün açılıyor..
Türkiye'nin Disneyland'ı diye adı geçen Vialand ,
 ülkemize eşi benzeri görülmeyen bir eğlence anlayışını getiriyor.
600 dönümlük arazi üzerine kurulan dev eğlence merkezinde neler yokki..
Sadece çocuklar için olduğunu düşünmeyin, her yaşa uygun eğlence anlayışına sahip bir mekan Vialand..
Eğlencenin haricinde üstü açık bir alışveriş merkezi olma özelliği de var,
restoranlar , otopark , mağazalar , eğlence merkezleri...
Son teknoloji ile tasarlanmış, 3 saniyede 110 kmyi aşan hızıyla Avrupa’nın en çok ilgi gören Roller Coaster’ı da Vialand’in sayısız eğlence ünitelerinden bir tanesi olarak parkta yer alıyor..
Evet gelelim Vialand'ın giriş ücretlerine :)


bu tablodaki ücret sadece açılışa özel, yani ilerleyen günlerde ücretlerin artacağı söyleniyor..
of! bu ne, çok pahalı, diyenleriniz vardır, ben de ilk anda böyle tepki verdim..
sonra okudum ve öğrendim ki, 
bu ücreti ödediğiniz takdirde içerde bütün eğlence araçlarına para ödemiyorsunuz.
yani binseniz de, binmeseniz de girişte bu ücreti vermeniz gerekiyor..
bu ücreti ne kadar hakediyor, verdiğiniz paraya değiyor mu değmiyor mu,
ilerleyen günlerde insanlar eğlenmeye başladıkça anlayabileceğiz..
görselleri ile Disneyland'ı hatırlatan bu güzel mekana çok sık olmasa da yılda bir kaç kere gidilebilir..
öğrenci halimde bir kaç kez diyorum, iş sahipleri için pek da uçuk bir fiyat değil..
ama ailedekileri toplayıp gidelim derseniz biraz zorlanacağınız kesin :)
İstanbul'dan ayrılmadan gidebilirim umarım..
hele bir açılsın, insanlar o araçları kullansın bakalım dimi :)
lunapark kazaları ülkemizde olmuyor değil, beni de biraz korkutuyor..
özellikle Roller Coaster :)
gidip eğlenenler mutlaka yorumlarını bırakın ki biz de daha fazla fikir edinelim ;)
mutlu pazarlar herkese..



20 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Blog tecrübelerimi anlattım :)

13:37:00 Merve Sevim 34 Yorum


Bilgisayar öğretmenliğinde okuduğumu biliyorsunuz , 
okulda arkadaşlarımın çoğu blogum olduğunu biliyor ve hocalarımın da bazıları biliyor..
bizim ders konularımızdan biri de bloglardır..
2. sınıfta almıştım bu dersi ve zaten blog yazdığım için o dersi elimi kolumu sallayarak geçmiştim :)
blog yazdığımı yeni öğrenen bir hocam, 
geçenlerde beni hem tebrik etti hem de bizim dersimize konuk olur musun dedi..
hem hocam tarafında desteklenmem,
 hem de bu kadar sevdiğim bir konuda örnek gösterilmem beni çok mutlu etti..
velhasıl kelam dün Fen 2 sınıfında 3 yıllık blog yazarı olarak deneyimlerimi onlarla paylaştım..
içinde olduğum için pek farkında değilmişim, meğer ben ne kadar çok biliyormuşum arkadaş :))
aklıma gelen herşeyi onlarla paylaştım;
bloglarınız özgün içerik ve tasarımlara sahip olsun,
güncel tutmaya gayret edin,
birilerini izleyin ve yorum bırakın ki size geri dönüş yapsınlar,
alıntı yaptığınız görsellerin kaynağını mutlaka verin,
bumeranga üye olursanız reklam tekliflerinden 3-5 para kazanabilirsiniz,
eğer bir hobiniz varsa blogda bunu satışa sunup para kazanabilirsiniz,
düğün fotoğrafçısı, keçe hediyelik  eşyalar, el işleri vs..
samimiyet bir blogun yapı taşıdır, doğal yazın doğal yorumlar yapın..
vs vs vs :)
o kadar çok konuşmuşum ki akşam eve gelince neler söylediğimi hatırlamakta güçlük çektim..
arkadaşlar sağolsunlar benim blogumu da izlemeyi unutmadılar, hepsine çok teşekkür ediyorum :)
ilerde öğretmen olursam ilk işim sınıftakilere blog açtırıp, kendimi izletmek olacak dermişim :)))
şaka maka ben öğretmenliği seviyorum, ama kpssyi sevmiyorum :))
arada derede kalmış biçareyim ben,
ama gözümde büyütmeye gerek yok, eninde sonunda seni yeneceğim kpss :)



*foto by featherandbranch

34 yorum:

sizi sevi_yorum :)

2 ekmek 1 süt bakkal amca..

23:29:00 Merve Sevim 4 Yorum

nerde o eski bakkalar diye söze başlamıyacam korkmayın ,
çağa ayak uydurmak gerektiğini düşünenlerdenim ben de..
marketlerde her istediğimizi yavaş yavaş arabalarımızla rahatça tek seferde alıp çıkabiliyoruz,
indirim günlerinden yararlanabiliyoruz,
sebzesinden, meyvesinden, deterjanından her çeşit markayı bulabiliyoruz,
ama o eski bakkal amcaların yerini hiç birinin tutmadığı gerçeğini de kabul ediyoruz..
paranız çıkışmadığında kalsın yarın verirsin diyen bir market henüz görmedim..
taşıyamıyorsan bizim çıkak yardımcı olsun diyen bir markette yok sanırım..
en önemlisi yukardan sepeti uzattıp , 2 ekmek 1 süt marketçi kardeş diyen teyzeler de yok..
tek tük mahalle aralarında kalmış, batmamaya çalışan bakkallar var sadece ..
o koca marketlerin karşısında samimiyetleriyle, sohbetleriyle, güler yüzleriyle ayakta durmaya çalışıyorlar..
ne kadar ömürleri kaldığını her gün merak ede ede yaşıyorlar..











4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Pier Loti Tepesi

11:41:00 Merve Sevim 16 Yorum


Birçok kez İstanbul'da bulunmuş olan Pierre Loti, İstanbul'a ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisiyle, görevli subay olarak geldi. Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi. Aziyadé adlı romanına adını veren kadınla burda tanıştı. İstanbul'da bulunduğu zamanlarda Eyüp'te yaşadı. İstanbul'a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi.1913 yılında yazdığı La Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) kitabıyla Batı politikalarını eleştiren Loti aynı yıl devlet konuğu olarak Türkiye'ye geldiği zaman, Tophane Rıhtımı'nda büyük bir törenle karşılanarak Sultan Reşat tarafından sarayda ağırlandı. Balkan Savaşları'da, I. Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Anadolu işgalinde Avrupa'ya karşı hep Türkler'i savundu. Millî Mücadele döneminde Anadolu'daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa'yı ağır bir dille eleştirmesiyle Loti, Türk halkının da sempatisini kazandı.Pierre Loti, 1920 yılında "İstanbul Şehri Fahri Hemşehrisi" olarak kabul edildi ve onun adını taşıyan bir de cemiyet kuruldu. Daha sonraları İstanbul'da Divanyolu'nda bir caddeye "Pierre Loti Caddesi" ve Eyüp'te bir kahvehaneye de "Pierre Loti kahvesi" adı verildi. Günümüzde bu kahvehanenin olduğu tepe de Pierre Loti Tepesi olarak anılmaktadır. Alıntı: Pier Loti Tepesi



İstanbul'un Eyüp ilçesindeki bu tepeye Eyüp'e giden herhangi bir vasıtayla ulaşabilirsiniz..
Tepeye çıkmak için iki seçeneğiniz var,
ilki Eyüp Camisi'nin yanındaki yoldan, yokuş yukarı mezarların arasında geçerek çıkmak,
diğeri caminin diğer tarafında kalan teleferiğe binerek çıkmak..
tavsiyem, yukarı çıkarken teleferik kullanmanız, inerken ise yürümeniz olacak :)
teleferiğe akbilinizi kullanarak binebilirsiniz, ancak en az yarım saatiniz sıra beklemekle geçecek..
yukarda çay bahçelerinde yer bulmak çok zor, güzel manzaralı yerler hep doluydu..
birinin başında beklemeniz gerekiyor ki çok kötü bir davranış bu :)
bir kaç tane kafe, çay bahçesi ve restorant var bir de küçük butik otel..
her masada bir gelin oturuyordu nerdeyse, nikahını kıyan Pier Lotiye çıkmıştı o gün..
yarım saatten sonra sıkılmaya başlayacağınız için kalabalık gitmeniz tavsiye edilir :)
dönüş yolunda da Necip Fazıl Kısakürek'in mezarının önünden geçiyorsunuz,
etrafınıza dikkatli bakarsanız görebileceğiniz bir yerde..
gidip bir dua okumak isteyenlere duyrulur ..




















16 yorum:

sizi sevi_yorum :)

ehliblog'un benimle yaptığı röportajı okumak isterseniz..

16:51:00 Merve Sevim 17 Yorum


Beni daha yakından tanımak isteyenleri ehliblog ile yaptığım röportaja ışınlamak istiyorum :)
ilk kez birisiyle röportaj yapıyorum, çok eğlenceli bir işmiş..
tekrar kendilerine teşekkür ediyorum :)

17 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kadın ve erkek animasyon videosu..

23:00:00 Merve Sevim 8 Yorum


kadınla erkeğin hayatını animasyonla anlatan bir kısa film izletmek istiyorum size :)
iletişim dersindeydi sanırım bir arkadaşımız sınıfta izletmişti bunu bize..
gülmekten yerlere yatmıştık :)
en çok güldüğüm sahneler;
* kur yapma sahnesi; kadın erkeğin etrafında dönüyor, ona naz yapıyor felan,
erkek DAN diye konuya dalıyor :D
* tuvalete gitme sahnesi ; bir yere yemeğe gidildiğinde , bir erkek kalkıyor tuvalete gidiyor ve geliyor,
ama masadan bir kadın kalktığında diğerleri de onun peşinden gidiyor :)
* alışveriş sahnesi ; erkek mağazaya giriyor, ihtiyacı neyse alıp çıkıyor,
kadın ise her şeyi didik didik edip , alacağını alıyor ama aklı yine mağazada kalıyor :)
çok anlamlı ve güzel bir animasyon olmuş, yapanların ellerine sağlık..


8 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Ağlama hissiyatı..

15:07:00 Merve Sevim 11 Yorum



Duygularımızı kontrol altında tutamıyoruz çoğu zaman, çünkü bütün kontrolün bizim elimizde olduğunu sanıyoruz.. öyle değil işte, insanız biz hormonlarımız var bizim, kontrol edilmesi zor olanından hem de.. neden ağlıyoruz , ağlamak duygusunu araştırdım biraz ve şunlara ulaştım :

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor.
Hatta yılda ortalama 64 kez.
Erkekler ise 17.
Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken,
erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında,
veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor.
 Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça,
 kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor.
Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması.
Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor.
Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yaşasın Bayramlarımız...

12:32:00 Merve Sevim 3 Yorum



3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Büyük Ada Pikniğimiz :)

11:24:00 Merve Sevim 26 Yorum

Piknik sezonu açılalı çok oluyor, biz de yıl sonunu bekleyemeden adalara atıverdik kendimizi..
finallerden önce hepimizin biraz deşarj olmaya ihtiyacı vardı..
adada herşey daha pahalı deseler de biz herşeyimizi ordan aldık..
hatta bir marketten ödünç olarak market arabası bile aldık :)
sebzeler, içecekler, etler , çekirdekler ne aldıysak içine doldurduk..
gidenler bilirler piknik alanına gitmek için en fazla yarım saat yokuş yukarı yürümeniz gerekiyor..
adada ulaşım faytonlarla sağlanıyor , faytonla yukarı çıkıp aşağı inmek 50-60 lira :S
çok pahalı yani, turistlerden alsınlar o kadar parayı da kendi vatandaşından ne alıyon kardeşim :)
piknik alanına geldiğinizde de "mangal yakmak yasaktır !" gibi uyarılar görüyorsunuz.
eğer pikniğinizi mangallı yapmak istiyorsanız, adam başı 4 lira verip piknik alanına giriş yapıyorsunuz.
mangal almak 10 lira, kömür almak 5 lira..
paraları döküldükten sonra gel keyfim gel istediğinizi yapıyorsunuz..
tadı damağımızda kalan pikniğimizde çok eğlendik..
okullar bitmeden tekrar gitmeyi bile düşünüyoruz..
hepinize mutlu hafta sonları :)












 






26 yorum:

sizi sevi_yorum :)

ünlülerin ev dekorasyonları 2 :)

13:00:00 Merve Sevim 3 Yorum

Göksel
Daha önce yaşadığı büyük evlerin birçok yerini hakkıyla kullanamadığını anlatıyor. 140 m2’lik apartman dairesinde iki oda, bir salon, mutfak, banyo ve misafir tuvaleti bulunuyor. “Evin küçük oluşu bana uydu. Ama acilen elden geçmesi gerekiyordu. Aldığı ışık, baktığı yeşillik beni etkilemeye yetti zaten,” diye keyifle anlatmayı sürdürüyor. Evin tadilatı dört ay sürmüş. Banyo ve mutfak yenilenmiş. Evi dekore ederken mimar arkadaşı Bartu Olcay’dan büyük destek almış. Evde açık renkler sevdiğini modern ve klasik tarzı karıştırmayı tercih ettiğini anlatıyor. Mobilyalar ağırlıklı olarak Dank, Mudo Concept, Layla Dekorasyon ve Habitat’tan..








Zerrin Tekindor
Ulus’ta oldukça sakin bir site içinde yer alan bu apartman dairesine taşınalı yedi yıl olmuş.Bej duvarları, tiyatro sahnesinden ilham aldığını söylediği, o meşhur abartı giysili, takma kirpikli, bol makyajlı teatral kadın figürlerinden oluşan yağlıboya tablolar renklendirmiş. “Daha önce atölye ve ev ayrı yerlerdeydi. Gidip gelmek yorucu oluyordu. Oğlum Hira (20) ile yeterince vakit geçiremiyordum. Baktım ki olmayacak, içinde bir odayı atölye yapabileceğim daha büyük bir yere taşınmaya karar verdim,” diyor. 210 m2’lik dairede dört oda, iki banyo, mutfak ve salon bulunuyor. Dekorasyonunu ise sadelik ve rahatlık üzerine kurmuş oyuncu. “Şimdi buranın böyle düzenli gözüktüğüne bakmayın. Evin her köşesini atölye olarak kullanıyorum aslında,” diyor.Modern tarzda döşediği evinde eski eşya özellikle istememiş. “Özel çaba sarf edilmiş gibi duran dekorasyonu sevmiyorum,” diyor Tekindor. Salondaki kanepesi evde onun vazgeçilmeziymiş. “Burada uyuklamak hoşuma gider,” diyor. Tekindor, evinde çok ve kullanılmayan eşya sevmiyor. “Bana kalsa halı bile fazla. Ama usulen, taşınıyormuş havası olmasın diye koydum,” diyor gülerek.








Deniz Çakır
En çok Nişantaşı ve Beyoğlu semtlerini sevdiğini söylüyor. “Bu iki semt nostaljik ruhları ile bana her zaman yakın gelmiştir. Nişantaşı yaşamak için aklımın bir köşesinde hep vardı,” diye anlatmayı sürdürüyor. 200 m²’lik çatı dubleksinin alt katında salon, mutfak, biri giyinme olmak üzere toplam üç oda ve bir banyo bulunuyor. Üst kat ise tamamen yatak odası olarak tasarlanmış. Kütüphane, makyaj ve çalışma bölümlerine ek bir banyo ve sauna da var. Evi dekore ederken mimar Cemile Şişman’dan destek almış genç oyuncu. Salondaki ve üst kattaki duvarların bir bölümü beyaz tuğla görüntüsü veren artstone marka panelle kaplanmış. “Aslında orijinal tuğla duvar tercih ederdim ama bu da istediğim havayı yarattı burada,” diyor oyuncu. Evin genel dekorasyonuna gelince… Gri, beyaz ağırlıktaki salon katında modern ve ferah bir görüntü hakim. Geniş ve rahat kanepelere MudoConcept’ten sandık sehpa eşlik ediyor. “Dikkat ederseniz burada yemek masası yok. Çünkü mekanı bölmek istemedim. Zaten bu sehpa yeteri kadar iş görüyor benim için,” diyor Çakır. Özel olarak yaptırdığı televizyon ünitesinin bir bölümü en sevdiği filmlerin DVD’lerine diğer kısmı da sinema ve tiyatro kitaplarına ayrılmış. Oyuncu, ressam Zerrin Tekindor’un sergisinden iki buçuk yıl önce aldığı yağlıboya tablo evdeki göz bebeği adeta. “Evin geriye kalan duvarlarını doldurmak için onun sergi açmasını bekliyorum,” diyor Çakır. Yaşı ilerledikçe dekorasyon konusunda daha ferah ve sakinlik arayışına girmiş.“Eski evimi görseydiniz çok şaşırırdınız. Yeşil duvarlar, mor bir kanepe… O yüzden burada üst katı sadece beyaz istedim. Bana dinginlik verdiğini keşfettiğim için... Beyaza uyanmak çok huzurlu oluyormuş meğer,” diye anlatıyor oyuncu.










Nebahat Çehre
Kapı açıldığında onun sımsıcak, içten tebessümü ile karşılaşıyoruz. Etrafa yayılan güzel kokusunu da merak etmiyor değiliz hani. “Bill Blass’ın Nude kolonyası bu. Yıllardır kullanırım,” diyor. Giydiğini yakıştırmasını bilen nadir insanlardan kesinlikle. Kendi yaptığı saçı ve doğal makyajı ile her daim görmeye alışık olduğumuz ışıltısı çekim boyunca tüm ekipte hayranlık uyandırıyor . Ferah görünümü ile öne çıkan dairede gereksiz hiçbir eşyaya yer vermemiş. “Çok eşyalı evler bana göre değil. Burası şu anda tam kararında,” diyor. Yüksek ahşap şamdanlara sehpa ve dresuar üstünde gümüş aksesuarlar eşlik ediyor. Kumaş seçimlerinde ise pastel tonlar hakim. “Burası beni dinlendirsin istemiştim. Çünkü en çok vaktim şu gördüğünüz kanepe üzerinde geçer. Dekorasyona çok meraklı olduğunu anlatan Çehre, bu konularda asla teslimiyeti başka birine bırakamayacağını açıklıyor. “Birkaç ev dekore etmişliğim de var. Çok keyif alırım bu tarz işlerle meşgul olmaktan,” diye belirtiyor. Peki evde bir günü nasıl geçiyor Çehre’nin dersiniz? “Sabahları erken kalkıp kahvaltımı yapar hemen gazetelerimi okurum. Teknolojiyi hayatıma mümkün mertebe sokmamaya gayret ediyorum. Internet kullanmam ve gereksiz yere telefonla konuşmak hoşuma gitmez. Benimle uzun sohbet etmek isteyen arkadaşlarımla yüz yüze görüşmeyi tercih ediyorum,” diye anlatıyor. Bir zamanlar gençlere sık sık öğütler verdiğinden bahseden Çehre, artık bu huyundan da vazgeçmiş. “Neticede bizi biz yapan aslında hatalarımız ve onlardan çıkardığımız güzel dersler. Bunları bilen biri olarak onların vakit kaybetmemelerini istiyordum sadece. Ama baktım ki insan her şeyi kendi yaşayarak öğreniyor. Siz de verdiğiniz öğütle kalıyorsunuz,” diyen Çehre sette disiplini ve yıllardır hiç kimseyi bekletmemesi ile ünlü.








*görseller ve ropörtajlar instyle home'dan alıntıdır.

3 yorum:

sizi sevi_yorum :)