Bir gün bir adam yaşlı babasını sırtına almış ve..

01:12:00 Merve Sevim 6 Yorum


Çok eski zamanlardan birinde kötü bir âdet varmış. Yaşlılar artık iyice ihtiyarlayıp iş yapamaz duruma geldiklerinde ormana götürülür, orada yırtıcı hayvanlara bırakılırmış. Böylece zaten az olan yiyeceklerin, çalışan gençlere yetmesi sağlanmaya çalışılırmış. İhtiyarları belli bir yaştan sonra evde tutmak yasak olduğundan kimse yaşlı anne babasını evde gizleyemez, komşusu görüp ihbar edecek diye korkarmış.
İşte bir gün yaşlılardan birini oğlu ormana götürüp bırakmak istemiş. Kış mevsimiymiş. İhtiyar, oğul ve küçük torun beraberce ormana gitmişler. İhtiyarı bırakmış dönüyorlarmış ki, küçük torun oyuncak kızağını dedesinin yanında unuttuğunu fark etmiş. Babasına dönüp almalarını söylemiş. Babası umursamayınca da : "Kızağımı almalıyım, yoksa sen yaşlandığında seni neyle ormana götürüp bırakacağım" demiş. Oğul o an anlamış ki, ihtiyar babasının kaderi, yaşlandığında kendi kaderi de olacak. Dönüp babasının ellerini çözmüş. Alıp eve geri getirmiş. Samanlıkta saklayıp her gün ona gizlice yemek vermeye başlamış.
Bir süre sonra köyde hayvanlar arasında bir hastalık yayılmış. Hayvanlar birbiri arkasından ölüyormuş. İhtiyar oğluna şöyle demiş: "Hastaları iyilerden ayır. Onlara şu, şu otlardan ilaç hazırla. Sağlıklılara da şöyle şöyle yap.'' Oğlan ihtiyar babasının dediklerini yapmış. Gerçekten de onun hayvanları arasında ölüm azalmış. Çoğu kurtulmuş.
Bayram geldiğinde her sene olduğu gibi, o sene de köy halkı kurbanlar kesmeye başlamış. İhtiyar oğluna şu öğüdü vermiş: "Köyde hayvan çok azaldı. Senin de fazla hayvanın yok. Bu sene kurban kesme." Gerçekten de bir iki ay içinde bütün köy tarlalarda çalıştırılacak hayvan sıkıntısı çekmeye başlamış. Ama ihtiyarın öğüdünü dinleyen gencin hayvanı varmış.
İlkbahara doğru köyde artık ekmek yapacak tahıl bile kalmamış. Ama asıl sorun, tohumluk olarak kullanabilecek kadar bile tahıl olmamasıymış. Tarlaya ne serpeceklerini, gelecek senenin mahsulünü nasıl hazırlayacaklarını bilemiyorlarmış. İhtiyar bu konuda da oğluna öğüt vermiş:
 "Yavrum, ahırın çatısı samanla doldurulmuştur. Onları çıkar, yeniden döv. Oradan tohumluk buğday çıkarabilirsin." Oğlan, ihtiyar babasının dediği gibi yapmış. Köyde tohumluğu olan tek aile onlar olmuş. Bütün köy halkı bu gencin büyücü olduğunu düşünmeye başlamış. Öyle ya, herkesin işi kötü giderken, bu evde garip bir şekilde kötülüklere bir çare bulunuyormuş. Evi gözlemeye başlamışlar.
 Sonunda da gerçek anlaşılmış, ihtiyar babanın hala yaşadığı ortaya çıkmış. Köylüler genci krala şikayet etmiş. Kral önce yasalarını hiçe sayan gence kızmış. Ama olup bitenleri dinledikten sonra iyi ve yerinde bir öğüdün çok şeyi değiştirebileceğini kabul edip, ihtiyarlarla ilgili yeni bir kanun çıkarmış.
 "Bundan böyle çocuklar, anne ve babalarına yaşlılıklarında bakacaklar. Onların gönlünü hoş tutacaklar. Çünkü onların hayat deneyimlerinden her zaman için öğrenebilecekleri şeyler var."

*Alıntıdır.

Peygamberimizin bir hadisini okudum geçenlerde sizinle de paylaşmak istedim:
'Beli bükülmüş ihtiyarlar,  süt emen bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı belalar sel gibi üstünüze dökülecekti. '

Sonra internetten bu hikayeyi okudum,  çoğumuzun bakmaktan üff dediği, sıkıldığı, istemediği yaşlılarımızın Allah katında meğer ne kadar kıymetli olduğunu gördüm.. kim isterdi ki yaşlanmayı elden ayaktan düşmeyi bizler de istemeyeceğiz şüphesiz, ama gel gör ki gelecek hakkında konuşmaktan , planlar yapmaktan o kadar aciziz ki.. bazen  hayalini kurduğunuz, sabah akşam dualar ettiğiniz şeyin olmadığını görürsünüz  dimi..
sanki birileri  'hey! dur bakalım, sen naparsan yap, bu oyunda benim kurallarım geçer, ben ne istersem o olur..'  gibi sözlerle bizi izliyormuş gibi gelir..  işte bu 'gibi gelir'  fazla oldu,  aslında aynen o cümlede yazdığım gibi olur herşey..
Kul ister, ister , ister ama Allah istediğine verir!
Hepimiz yavaş yavaş yaşlılığın kollarına doğru yürüyoruz.. dua edelim de bizim hakkımızda yazılan senaryo güzel bir senaryo olsun.. hiç değilse elden ayaktan düşmeden, kimseye muhtaç olmadan canımız çıksın..
ama olurda elden ayaktan düşersek bunu da büyük nimet saymak gerek , neden mi ?
bakılmaya muhtaç bir hasta  onun ailesine sunulmuş  cennetin  anahtarı gibidir..
kimisi bu anahtarı alır, koynunda saklar ; kimisi elini sürmeden kapıya atar..
yani yaşlılarımız bir bakıma bizim cennet garantimizdir..
kıymetini bilerek yaşamak lazım :)
hayırlı ramazanlar hepinize..

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kadin, erkeginin yansimasidir.

23:25:00 Merve Sevim 13 Yorum


Brad Pitt'in hasta karısına mektubu:
Karım hasta. Kişisel yaşamı, işi, kendi hataları ve çocukların sorunlarından dolayı sürekli gergindi. Karım 14 kilo verip, 40 kiloya kadar düştü. Çok sıskaydı ve sürekli ağlıyordu. Karım mutlu bir kadın değildi. Devamlı başı ağrıyordu, kalp ağrısı vardı ve kaburga arkasında sinirleri sıkışıyordu. Sağlıklı bir uyku düzeni yoktu, sadece sabahları ve çok yorgun olduğu zamanlarda hemen uykuya dalıyordu. Bizim ilişkimiz bitmek üzereydi, ayrılma eşiğine gelmiştik. Karım kendi güzelliğini bırakmıştı, gözlerinin altına torbalar vardı, yüzüyle alay ediyordu ve kendine bakmayı bıraktı. Kendisine gelen tüm filmleri ve rolleri reddetti. Artık ben de umudumu kaybetmiştim, yakında boşanacağımızı düşündüm…
Ama sonra bir şeyler yapma kararı aldım, sonuçta dünyanın en güzel kadınıyla evliydim. Dünyanın erkek ve kadınların yarısından çoğunun idolüydü ve sonra onun yanında uykuya dalmaya, ona sarılmaya başladım. Çiçeklerle beraber duş almaya, onu öpmeye, övgüler söylemeye başladım. Onu her dakika memnun görüyordum ve çok şaşırdım, ona hediyeler alıyordum. Sadece onun için yaşamaya başladım. Onun hakkında basınla sadece ben konuştum. Bütün olayları onun yönetimi altına aldım, onun ve ortak arkadaşlarımızın yanında onu övdüm, inanmayacaksınız ama yüzünde çiçekler açtı, daha iyi hissetti. Kilo almaya başladı, sinirlenmiyordu ve beni hiç olmadığı kadar çok seviyordu hem de beni bu kadar sevebileceğine dair hiçbir ipucu yokken.
Ve sonra bir şey fark ettim: Kadın, erkeğinin yansımasıdır. Eğer erkek kadını deliler gibi seviyorsa, kadın gelecektir..

***

Angelina'nın yüksek kanser riskiyle iki göğsünü de aldırdığını biliyorsunuz, bu mektubu internette okudum ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama çiftin evliliğine, bağlılığına hayranlığımdan yayınlamak istedim..
'Kadın, erkeğinin yansımasıdır' cümlesine bayıldım en çok.. tamam evli değilim ama etrafımda evli bir sürü insan var.. ve bir ablamdan eşi için şöyle bir cümle duymuştum 'Eşim eve girdiğinde sanki eşyaların bile yüzü gülüyor, evin havası değişiyor , ben değişiyorum..' ..
ay ne güzel söyledi diye düşünmüştüm o zaman.. kadınların evliliği gerçekten erkeğinin yansımasında şekilleniyor.. erkek ne kadar sevgi dolu, mutlu ediciyse aynısını karısında görüyorsunuz, yok ama erkek ne kadar evden kaçıyorsa, stres doluysa sıkıldıysa bazı şeylerden kadının da tadı tuzu kaçıyor.. çocuğu varsa onlara adıyor kendini, çocuğu yoksa depresyona giriyor.. Allah bütün hastalara acil şifalar versin tabi.. hastalık büyük imtihan dünyada.. senin başına gelmese bile sevdiklerine geliyor ve senin de bütün dünyan değişiyor.. o yüzden hepinize sağlıklı mutlu günler diliyorum :)  ne zaman hangimizin başına kötü hastalık gelir bilinmez.. günleri güzel değerlendirmek gerek ;)


13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Before Midnight / Geceyarısından Önce

19:30:00 Merve Sevim 14 Yorum



Daha önce şurada uzun uzun anlattığım filmin üçüncüsü 9 yılın ardından sinemalarda..
1995-2003-2013  aynı kahramanlarla 9 yıl arayla çekilen üç kuşağa hitap eden bir film..
Aida'nın sayesinde öğrenmiştim bu filmi, ilk iki filmini onunla izlemiştik..
şimdi üçüncüsü vizyonda ama ne Aidoş İstanbul'da ne de ben !
üstelik film Trabzon'da vizyonda değil !
gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama gelmezse çok üzüleceğim..
sinemada her filmin tadı başka olur, hele de böylesine hikayesi ilginç bir filmin..
şimdilik gidenlerin yorumlarını okuyorum inş buraya da gelir film :(
ayrıca film 2013 Sundance Film Festivali'nin en öne çıkan filmi, kaçırılmaz..


14 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Green Gate Aşkına

21:23:00 Merve Sevim 17 Yorum

Sunum önemli sunum!
ama şu ramazan gününde her güne ayrı yemek, ayrı sunum derken milletin canı çıkıyordur :)
GreenGate , maaşım olduğunda ilk uğrayacağım mağazalardan..
bulabilirsem mağazasına giderim, bulamazsam online mağazaları araştırırım..
gerçi istanbulda alternatif bir çok mağazada çok cici şeyler bulmak mümkün..
bazı bloglarda o kadar güzel evler görüyorum ki,
tam benim hayal ettiğim gibi dekore etmişler :)
sağolsunlar bana da çok yardımcı oluyorlar fikir anlamında..
countr trend mobilyalar, ikeadan aksesuarlar, english home gibi yerlerden çeşitli eşyalar..
genelde beyaz ağırlıklı evlerde aralara atılmış pastel renkler :)
hayal kurmak da parayla değil ya :)










17 yorum:

sizi sevi_yorum :)

90'lar sokak oyunları

23:13:00 Merve Sevim 14 Yorum


doksanlar dizisini seviyorum şu sıralar, filmin fragmanları dönerken -sokakta oynayan son çocukların filmi gibi bir şey söyleniyordu.. ne kadar da haklılar , bizim çocukluğumuzdan sonrakiler sanki annelerinin karnından bilgisayarla doğmuşlar.. daha anne diyemeden bebeler bilgisayarı istiyor, akıllı telefonla oynamak istiyor.. eski telefonları bile beğenmiyorlar..
bugün twitterda #BizÇocukken etiketi vardı takip edenler bilirler, çocukluğumda yaptığım herşeyi oraya yazmak istedim.. meğer ne değişik oyunlar oynarmışız, sokakta, gece yarılarına kadar..
o oyunlardan biri dumbalaydı, genellikle akşam karanlık çöktükten sonra oynardık.. mahalledeki ablalar abiler çocuklar hep birlikte oynardık.. kısaca anlatayım oyunu.. 10 tane kiremit parçası ya da taş düz bir yerde üstüste duracak şekilde dizilir..kimin dumbalanın başında duracağını belirlemek için herkes sırayla belli uzaklıktan ayağa giyilen bir lastikle taşları yıkmaya çalışır.. taşları yıkamayan kişi ebe olur.. bu ebenin görevi elindeki lastikle taşları üstüste dizmeye çalışan arkadaşlarını yakına yaklaştırmamaktı.. herkes farklı yönlere dağılırdı, ebe birini vurmak için lastiğini atardı vuramazsa gidip o lastiği kendisinin alması gerekirdi, tabi taşların yanına geri gelene kadar diğerleri koşup taşları üstüste koyardı :)
ayy anlatırken bile oynamış kadar oldum :) siz bilmezsiniz o lastiği eğer sert atarsa ebe vurduğu kişiyi kıpkırmızı yapardı :) ben de bir iki yere çok pis yemiştim lastiği..
şimdiki bebeler yaşlanınca ne anlatacak torunlarına merak ediyorum :) yavrum biz çocukken facebookta çiflik oynardık mı diyecekler ya da telefonda tır sürerdik felan :) neyseki ben tam ucundan kurtardım geleceğimi..
sizin oynadığınız değişik oyunlar var mıydı ? bu arada ben bizim köyde bu oyuna dumbala denirdi , farklı adı da olabilir ben bilmiyorum ;)


14 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Survivor Ramazan :)

19:24:00 Merve Sevim 15 Yorum


Acun birazcık kurnazlık edip ramazanda evlerin halini kameraya çekse iyi malzeme çıkardı :) 
asıl survivor şu sıralar her evde yaşanıyor haberi yok kimsenin..
açlıktan ve cigarasızlıktan en ufak şeyde parlayan baba mı dersin ?
akşama kadar çalışan açlıktan ve susuzluktan yaklaşma yakarım diye gezen kardeş mi dersin ?
ne pişiriyim de  keyfiniz yerinize gelsin diye etekleri zil çalan anne mi dersin ?
her evde ayrı teller çalıyor anlayacağınız, dokunulmazlık yarışına girsek baba kızını tanımaz :)
konuyu acuna bağlamak istiyorum sebebi şu ,
abi şu ramazan günü hiç bişi yok televizyonda sıkılıyoruz yahu, 
namaz kıl bi yere kadar, Kuran oku bir yere kadar yok zaman geçmiyor ..
nereye dönsem bin yıllık diziler ekranda ya da abuk sabuk teyzeler taylandda :)
bizi düşünen kimse yok mu ?
show tv battı diyorlar , eh be yönetim koyun şuraya adam akıllı bişi sabah akşam sizi izleyelim da !
yemin ederim zap yaparken filmi izlemiyorum, bu film kaç senesinde çekilmişti diye akıl yürütüyorum :)
uzun lafın kısası en kısa zamanda acun abimizden bu işe el atmasını , 
tüm ev hanımları ve ramazan izleyicisi adına istiyorum :)  hadi iyi iftarlar..


15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

velhasılkelam..

23:12:00 Merve Sevim 5 Yorum


hayırlı ramazanlar arkadaşlar, nasıl oruçla aranız dayanabiliyor musunuz :) yoksa işin kolayına kaçıp uykuya mı tutturuyosunuz orucu ;)
her sene rahatlıkla orucumu tutan ben, bu sene açlıktan ölüyorum nedendir bilmem, saat 8 olmak bilmiyor .. her ramazanın aksine çok yorgun hissediyorum biraz da boşlukta hissediyorum.. son bir aydır yaşadığım onca hengamenin acısını çıkarıyorum sanırım.. son sınıf olmak çok stresliymiş hele de başka bir şehirde okuyanlar için.. derslerden kalmamak için büyük bir çaba harcıyorsunuz, mezuniyet söz konusu stres o biçim.. bir yandan sınavlara gir bir yandan mezun ol bir yandan evini boşalt bir yandan sevdiklerinden ayrıl hepsi üstüste beynini yiyor insanın..
ramazanın ilk günü Trabzona geldim, İstanbul'un sıcağında oruç tutmaya hiç niyetim yoktu, gerçekten bir damla susamadan geçiyor günler, akşamları çok serin oluyor yorganla yatıyorum, hava değişiminden hafif nezle bile oldum, memleketimin havasını o yüzden seviyorum bunaltmıyor çoğu şehir gibi..
sahurda yumurta yediriyor annem, tok tutarmış diye.. iştah olmasa da zorla yiyorum fena değil biraz tok tutuyor.. ben tatile girdim ya herkesi de tatilde sanıyorum tabi burda herkes çalışıyor, biraz canım sıkılıyor doğrusu..
kpss sonuçlarını bekliyorum gözlerim kapalı :)  bakalım atanıp atanmama durumuna göre iş aramaya başlayacağım.. insanın kendini birşeylerle  oyalaması şart yoksa zaman geçmiyor ..
tekrar hayırlı ramazanlar dilerim hepinize, su gibi gelsin su gibi geçsin inş :)

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

küçük hanım mezun oldu..

23:16:00 Merve Sevim 26 Yorum


Eveet uzun zamandır beynimi fazlasıyla meşgul eden iki olayı hayırlısıyla atlattım .. önce mezun oldum sonra kpss'ye girdim, sınava giren herkese geçmiş olsun diyim, genel kültür genel yetenek hayli zordu çünkü , en azından çevremdeki herkes bu fikirde sizin konu hakkındaki fikirlerinizi de merak ediyorum ? Ales tarzı sorular fazlasıyla zordu, özellikle türkçe testinin A,B,C,D vitaminli sorusundan ve matematikteki grafikli sorulardan bahsediyorum.. beynime ağrılar girdi yok çözemedim! biraz moral bozukluğu oldu tabi eğitim bilimleri de böyle midir diye içim içimi yedi.. neyseki umduğumdan çok daha kolay ve rahat bi sınavdı ikincisi.. 45 dakika erken bitirdim sınavı, genel kontrol yapıp yarım saat erken çıktım.. yani birinci bölüm ne kadar zorsa ikinci de o kadar kolay geldi bana.. o yüzden moralim şuanda yerinde :) en azından bütün bilgisayarcılar tahmin ediyorum ki ilk bölümde zorlanmıştır ve puanlar baya düşecektir.. 75 alsam atanırım diye düşünüyorum çünkü biliyorsunuz artık her okulda bilgisayar dersleri zorunlu oldu, öğretmen almak zorundalar ;) hepimizin hakkında hayırlısı olsun , stres bitti çok şükür..

Mezuniyetim için Trabzon'dan annecim geldi 3 günlüğüne.. kısıtlı gününe rağmen fazlasıyla dolu dolu geçti günler, istanbulun hareketliliği annemi biraz yordu ancak, kızının mezuniyetini görünce bütün yorgunluğu uçtu gitti :) akrabalarımın çoğu uzaktaydı ancak Bursadan günü birliğine halamla Elif ablam da geldi, böyle günlerin tadı kalabalık çıkıyor çünkü bilirsiniz ..
4 yıllık sınıf arkadaşlarımızın anneleriyle babalarıyla tanıştık, bazılarını direk tanıdım, bazılarını hiç benzetemedim :) ağlayanlar, sarılanlar, mutlu olanlar, ayrılanlar o gün her köşede bir duygu patlaması yaşandı diyebilirim.. kepleri havaya attığımız anda -ohh bitti  diye bir nefes çektim.. herşey tadında güzeldir, 15 yıldır okuyorum artık ben de bıktım :) para kazanmak istiyorum artık :)
anlayacağınız hayatımızın en güzel dönemlerinden birine noktayı koyup, kitabın kapağını kapadık.. artık üniversiteyi anılarımızda hatırlayıp yad edeceğiz, yeni işlerimizde, yeni arkadaşlarımızla ya da eski dostlarla..bütün arkadaşlarımın ve mezun olanların mezuniyetlerini kutluyorum, hayatlarında başarılar diliyorum..


26 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bilgisayar öğretmeni ilk hasılatını kazandı :)

16:42:00 Merve Sevim 15 Yorum



Öncelikle gelin şunda anlaşalım sevgili okurlarım, bilgisayar öğretmeni demek bilgisayar tamircisi değildir, yazılım uzmanı değildir, facebookda resim paylaşamıyorum bi çözer misinci değildir, en önemlisi de HAcKER değildir :)
ama yok ben kime bilgisayar bölümünde okuyorum desem bana, ya merve ya bizim çocuk bilgisayarın şurasına bastı bozuldu şuna bi el atsana, ablacım facebookta fotoğraflarımı arkadaşlarım göremiyormuş bi düzeltsene, kız merve internette çok güzel dantel örnekleri varmış bana onlardan aç bulsana , kızım komşunun wireless şifresini kırsana gibi isteklerle geliyorlar :)
ha bir de yapamazsanız da sen ne biçim öğretmensin oluyorsun, ben bunu okulda görmedim hiç diyemiyorsun, yok efendim doktor hastasına ben bu hastalığı bilmiyorum sizi iyileştiremem der miymiş :)
her neyse ailemizdekilere elimizden geldiği kadar yardım ediyorum  ben size istanbulda sürekli gittiğim terzimden bahsedeceğim. küçük bir terzi dükkanı olan abimiz malatyalı ve baya bilgili bir insan, hayli konuşkan, hayli meraklı benden bil fazla :) 4 yıldır git gel hakkımda öğrenmediği şey kalmadı. Bir gün dikkana gittim abim arap müşterilerle konuşuyor çat pat ingilizce.. ben kapıdan girer girmez oo gel gel deyip beni araplara tanıtmaya kalktı :) öğretmen demedi ama bakın bu arkadaşım da bilgisayar mühendisidir dedi :) güler misin ağlar mısın, gülüştük biraz..
geçen gün de işim düştü yanına gittim yine, oo seni Allah gönderdi bizim bilgisayar facebooka girmiyor sen anlarsın dedi.. benim işimi hızlı hızlı yapıp, para istemem sen bizim bilgisayara bak yeter dedi.. ısrar kıyamet paranın yarısını verdim ama.. Açtık bilgisayarı gerçekten bütün sitelere giriyor facebooka girmiyor. bunun ne demek olduğunu bilirsiniz, bazı insanlar var çünkü facebook olmadan nefes alamayanlar ;) neyse biraz kurcaladım, virüs taraması yaptım, crome'dan engellenenler listesine baktım felan yok çözemedim. son çare aidaya sordum, meğer sorun internet sahibindeymiş..interneti komşularından alıyorlarmış ve adam facebooka girişi yasaklamış, bizlik bir sorun değilmiş..
teşekkür ettiler karı koca, çok sağol dediler ve malatyadan yeni gelmiş mis kokulu kayısılardan bir poşet doldurup verdiler bana :) yani anlayacağınız mezun olduktan sonra kazandığım ilk şey bir poşet malatya kayısısı oldu :)
bakalım ilerki zamanlarda mesleğimin bana yaşatacağı ne gibi anılar olacak :) iyi tatiller efenim..


15 yorum:

sizi sevi_yorum :)