Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Burcu Çetinkaya hakkında..

Bir hayli ilgimi çeken ve sizin de ilginizi çekeceğinizi düşündüğüm Burcu Çetinkaya'nın kapanma kararıyla ilgili bir şeyler yazmak istedim..
hani derler ya parayla imanın kimde olduğu bilinmez diye böyle durumlarda aklıma gelir bu söz..
aynı dönemde kapandığımız için ilgimi daha çok çekti bu konu :)
helal olsun dedim öncelikle, kara çarşaflı fotoğrafını görünce şaşırdım en çok, ben hayatta böyle dan diye giyemezdim kara çarşaf..
konu ile ilgili kendisi de şöyle demiş:

“Aldığım örtünme kararı sadece kendi manevi yolculuğumla ilgili bir karar. Ben hala Burcu Çetinkaya’yım. Uzun yıllar önce çıktığım bir yolculuk var ve bir adım daha atmak istedim sadece. Hayatımda kimseye karşı önyargılı olmadım. Çıplak gezen bir insan benden daha Allah’a yakın olabilir bunu yargılamak bana düşmez. Bu kararım sadece ve sadece kendi yolculuğumla ilgili ve kimseyi geçmişte nasıl yargılamadıysam şimdi de yargılamayacağım. Ama geçmişte beni yargılayanların sayısı oldukça fazlaydı şimdi de aynı şekilde ol…

öğretmenler günümüz kutlu olsun :)

Her ne kadar atanamasak da, çocukluktan beri öğretmenlik hayali kuran tüm arkadaşlarımın ve kendimin, bu mesleği seçmemize sebep olan canım öğretmenlerimizin güzel gününü kutlarımm..
1. sınıfta öğretmenime verdiğim gül plastik yapma bir çiçekti çok iyi hatırlıyorum.. önemli olan niyet tabi, günün farkında olmak.. hediye olayını pek sevmem aslında, durumu olan var olamayan var.. hatırlıyorum kocaman bir buket çiçekle öğretmenine vermesi için okula gönderilen bir çocuk vardı sınıfta.. tüm sınıfça imrenmiştik ona.. bir öğretmeni gülden çok iyi notlar ve tabiki de iyi bir insan olarak mutlu edebiliriz yanılıyor muyum ?



foto: pinterest


bunlar da benim arama sorgularım :)

bloglarda en sevdiğim postlardan biri de arama sorgularının bizimle paylaşıldığı postlar :) yani insanlar hazreti google'a ne yazarak beni bulmuşlar bundan bahsediyorum.. içlerinden en komiklerini seçmeye çalıştım..

dünyanın en güzel yemeği; aradığını bulduysan arkadaşım bana da söye o en güzel yemeği yapayım :)

babam bilgisayardan kalk deyince ben; ben bilgisayar bölümü okuduğum halde bu lafı annemden
binlerce kez duydum, sana söylemiş baban çok mu :)

hocam şimdi suyu ağzımıza aldık; :D bu nasıl bir arama onu anlamadım.. abdest almaya çalışıyorsun sanırım doğru yoldasın devam et..

canım sıkılıyor; canı sıkılan beni okusun dermişim :)) benim de canım sıkılıyor kardeş sen de bi blog aç dök içini oraya ne diyim..

doksanlar bakkalın oğlu; napçan bakkalın oğlunu kızıımm :) kimi görseniz aşık oluyonuz hee..

iftara ne kadar kaldı; ben nerden biliyim :))

alper tunga öldü mü; valla öldü diye bir söylenti dolaşıyor ama gözümle görmeden inanmam :)

merve oflaz varmısın yokmusunda ne kadar kazandı;

dont worry..

sevgili günlük bana kalbin kadar beyaz bu güzel sayfayı ayırdın ya ben de şimdi onu doldurayım dedim..
ESC ailesi olarak 3. mağazamızı açtık geçen gün.. Trabzon valimiz başta olmak üzere önemli protokoller de oradaydı.. Kahraman Maraş caddesinden geçerken sağa sola bakın görürsünüz mutlaka.. açılışla birlikte yoğun çalışmaya da başladık, bu pazarı çalışarak geçirdim mesela.. bu pazar üniversiteden sınıf arkadaşım Esra evlendi.. Esra benim üniversitede ilk tanıştığım kişiydi ve arkadaşlığımız görüp görebileceği herşeyi gördü :) ama sağolsun her başım sıkıştığında yanımda oldu, arada kırgınlıklarımız olsa da aileden biri gibi artık.. üniversiteden trabzonda evime gelen , misafirim olan tek kişi aynı zamanda.. düğününde yanında olmak çok isterdim , sadece onun değil sevdiğim herkesin en mutlu gününde yanında olmak isterim.. düğünlerde çok duygusal oluyorum ^^ Allahım çok çok mutlu etsin onu da yeni yuva kuran herkesleri de.. Trabzonda ağır tempoda çalışırken aklım hep istanbulda.. diğer…

annemin maceraları :)

ay ben blogumu çok özlemişimm ^^ on beş gün olmuş, zaman ne çabuk geçiyorsun sen böyle.. neyse hızlıca özet geçeyim size, aslında anlatacak çok şey olsa da en ilgincini yazıcam size.. yaklaşık bir ay önce ailecek O Ses Türkiyeyi izlerken 'Dilay Hacıosmanoğlu' isminde bir yarışmacı çıktı ve onun çıkmasıyla annemin sesi bütün evi sardı, ay ben bu kızı tanıyorum merveeee ! nasıl yani nerden tanıyorsun anne demeye kalmadan annem -evet valla o gözlerinden tanıdım, aha gülüşü de aynı ! anne noluyo anlatsana dedik annem başladı.. Temmuz ayında annem mezuniyet törenim için İstanbula gelmişti, uçaktan korktuğu için de tek başına otobüse atlayıp gelmişti.. meğer koltuk arkadaşı Dilay'mış.. annem panik atak hastasıdır, ananem de alzeihmer olduktan sonra iyice sinirleri bozulmuştı, sık sık kalbi daralıp ağlamaya başlıyordu. otobüstede aynı panik nöbeti geçirmiş, otobüsü durdurmuş şoför biraz temiz hava alsın diye.. Dilay da annemle birlikte inip onu teselli etmiş, ilgilenmiş.. üzülme…