Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kadın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kadinlari memnun etmek !

Kadınların gidip kendilerine koca seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır.
Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça,erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir.
Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın,o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse,tekrar aşağı katlara inemez.
Bir gün bir grup kız arkadaş,kendilerine erkek seçmek için mağazaya giderler:
1.KAT:kapıda şunlar yazılıdır:
"Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler."
Kızlar yazıları okur ve şöyle derler:  "Eh,hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım."
2.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var,çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar."
Kızlar:  "Hımm hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?"
3.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var,çocukları severler , son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederl…

kadını güzel yapan şeyler..

Allah(cc) diyor ki...

- Ben kadınlari özel yarattım!...

Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar..
Doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa papuç bıraktırmayacak kudreti verdim.
Her türlü şart altında ve hatta annelerini çok kötü incitselerde, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim.
Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim.
Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kalbini korumaları için yarattım.
Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.
Tek zayıflık olarak kadınlara birer göz yaşı verdim.
Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiy…

kadın kısmısı..

bir kadın bir kadına kolayına iltifat etmez, onu toplum içinde övmez yanlış mı biliyorum..
bu yüzdendir erkeklerin dostlukları kadınlarınkinden çok daha samimi, saf , içi dışı bir olur..
kadın kısmısı kıskançtır çünkü, bencildir hep bana hep bana der..
bu yüzden erkeklerden gelen övgüye alışık olduğumdan kadınların yorumlarına daha fazla dikkat kesilirim.. hele de iyi şeyler söylüyorsa acaip mutlu olurum çünkü benim gözümde o kadın bazı şeyleri aşmıştır artık..
nerden aklıma geldi bu konu derseniz :) dersanedeki yeni sınıf arkadaşlarımdan bir, iki kişi hemi de kız "ya sen ne doğalsın, sen hep konuşsana derste.. uyandırıyorsun bizi güldürüyorsun.." gibilerinden şeyler söylemişlerdi bana, hemi de ilk haftadan.. akşam grubu olduğumuz için sanırım herkes yorgun argın iş çıkışı okul çıkışı derse geliyor.. ben de işten çıkıp gidiyorum ama derse aktif katılmazsam uyurum diye korkumdan sık sık soru sorup beynimi zinde tutmaya çalışıyorum.. öyle böyle bu sınav kazanılacak yani :)
ya…

Kadın kısmısının ağzıyla imtihanı..

Susmak, huyların efendisidir diyor bir hadisi şerifte..
hiç düşündün mü diyor sonra neden 2 kulak 1 ağız vermiş  yaratan..
insanın başına ne gelirse dili yüzünden gelir diyor birisi de..
şimdi üstlerine alınmasınlar ben de bir kadınım ama bu tarz atasözlerin nedense kadınlara itafen söylendiğini düşünüyorum , kendimce..

bakın ben şunu gördüm:
bir kız grubu içinden birisi ya da bir kaçı ayrıldığında , ya sesli ya kulaktan kulağa ya atıp tutulur, ya da gülünür, ya da çekiştirilir, ya da ayıplanır vs. vs.
ama ben şunu görmedim:
bir erkek grubu içinden birisi ayrıldığında , olaki içlerinden biri çıkıp da gidenin arkasından bişi desin..

sen hiç mi yapmıyorsun diyeceksiniz şimdi, insanız bunu tamamen kontrol altına nasıl alırız bilmiyorum ama,
inanın farkında olmadan yaptığımda bile kendimi durduruyorum..
ve utanmadan yanımdakini de susturabiliyorum çoğu zaman..
yarın bir gün o grup içinden ben ayrıldığımda aynısını benim için de yapacaklar diyorum ve susuyorum.

sonra bi de, kendi hayatına…

Ağlama hissiyatı..

Duygularımızı kontrol altında tutamıyoruz çoğu zaman, çünkü bütün kontrolün bizim elimizde olduğunu sanıyoruz.. öyle değil işte, insanız biz hormonlarımız var bizim, kontrol edilmesi zor olanından hem de.. neden ağlıyoruz , ağlamak duygusunu araştırdım biraz ve şunlara ulaştım :

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor.
Hatta yılda ortalama 64 kez.
Erkekler ise 17.
Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken,
erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında,
veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor.
 Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça,
 kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor.
Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması.
Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor.
Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

mağaza kokusu & rutine binmek

şöyle bir tespitim oldu son zamanlarda kadın erkek ilişkileri üstüne.. neden ilk yıllarda, sevgililik zamanı yaşanan o heyecan, çekicilik, onun için herşeyi yaparım durumları evlendikten sonra çok çabuk unutuluyor, ya da yarı yarıya azalıyor.. şimdi insanları kokularıyla içeri çeken mağazaları düşünün, çakra, english home, tepe home gibi.. önünden geçen herkes kokunun olduğu yöne -ayyy, anamm, ohh gibi sesler çıkara çıkara yürür.. o koku hem sizi içeri çekme hem de size orda biraz vakit gerçirtmeyi amaçlar.. bir kaç dakka kokunun etkisi geçmez, yavaş yavaş kokuya alıştıkça mağaza ürünlerine bakarsınız.. ihtiyaç olsun olmasın bazen birşeyler alır çıkarsınız, taş çatlasın yarım saat geçirirsiniz mağazada.. sonra evinize geldiğinizde ordaki kokuyu özlersiniz, tekrar gitmek için zaman kollarsınız felan.. aklınız kokuda kalmıştır çünkü.. şimdi iki sevgiliyi düşünün.. ilk yılların heyecanı, büyüsüyle uça uça dolaşırsınız, süprizler birbirini kovalar.. ayrılırken bile bir sonraki buluşmanız…

Kutlu olsun günümüz..

işte dünya kadınlar günü !  her yıl kutlanır ama yine yıl içinde bir çoğu dövülür, sokağa atılır hatta öldürülür..


Ve kadın ölür, cehenneme gider..

*Ve kadın ölür, cehenneme gider.. Şeytan kadını görüne ayağa kalkar, önü ilikler, Hoşgeldin Üstad der.. Kim söylemiş bilinmez ancak, yüzyıllardır kadınlarla uğraşıldığı, her türlü kötülüğün işin içinde kadın varsa kadına yüklendiği, insanoğlunun cehennemden kovulmasının sebebinden tutun daha bir çok fenalığın kadına yüklendiği bir gerçek.. Yok efendim kadın şeytanın boynuzundan yaratılmış, kadınlar melektir ancak şeytanın da bir melek olduğunu unutmamamız lazımmış.. Tamam diyelim haklısınız, bu kadar kötülüğü ancak kadın düşünür (düşünür derken kadın zekasının keskinliğinin erkeği korkuttuğunu kastediyorum), bunca senedir savaşlar oluyor, insanlar katlediliyor, petrol için, para için millet su gibi kan akıtıyor, hangisinin devlet başkanı kadın, hangisinin komutanı bilmem nesi kadın! Dünyada kan akıtmaktan, insanları para için kesip biçmekten daha büyük günah söyleyebilir misiniz ? yok.. eee o zaman erkek egemen bir dünya olarak kadını bu kadar kötü göstermek ayıp değil mi.. Neredey…

8 martımız kutlu olsun hanımlar :)

dikkat bu post biraz kadınsal şeyler içeriyor, hatta buna birazcık akıldan geçirilip de dile getirilmeyen şeyler de diyebiliriz ! dikkatinizi çekmeye çalıştığım konu bir kadın gözünden diğer bir kadın nasıl görülür? kaşla göz arasında akıldan neler geçirilir? beynin bu hızla çalışmasına alışık olmayan yüz,mimik eller kollar ne hale gelir vs vs vs insanları izlemeyi çok severim ben, doğal hallerini anlarını yakalamayı severim..
hal böyleyken kadın cinsini az biraz gözlemlediğinizde nelerle karşılaşabileceğinizi
az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz efendim..
sokaktaysanız ve karşıdan gelen bayanlarla göz göze geliyorsanız, 2 snlik bir zaman diliminde,
gözlerin aniden kısılıp, başın hafif yukarı kalktığını ve daha sonra o gözlerin sizi baştan aşağı süzdüğünü ve
içinden hıh şuna bak ! ya da hımmmmm.. diye bir cümle kurduğunu anlayabilirsiniz.. buradaki hıh aslında şunu demek istiyordur; hıh şu saçlara bak,  ıyyy ruj hiç olmamış, aman bu çantayı nasıl takabilmiş, bu rengi nerden bulmuş hiç beğenmedi…